Bu Blogda Ara

İLKLER

WWW.SAKARYASEHRİ.COM

İLKLER

Biraz gözlerinizi yumsanız? Var mıdır bir beş dakika vaktiniz, bu hoyrat rüzgâr gibi esen zamanda? İlklerinizi çağırın hayallerinize. Gözlerinizin karanlığında belirsin ilkleriniz. Neler geçer ah neler…
İlkokulunuzu hatırladınız mı? Ne renkti duvarları? Pembe, sarı? Peki ya neredeydi? Hala oturduğunuz yerin yakınlarında mı? Yoksa bırakıp gitmek zorunda olduğunuz başka bir toprakta mı? İlk öğretmeniniz? İlk sıra arkadaşınız? Şimdi nerededir merak ettiniz mi? Yoksa şimdi hala bir kardeş kadar yakın mı size? Peki, annenizi ilk defa bırakmanın verdiği o sarsıcı korkuyu hatırladınız mı? Ya da annesiz başladığınız ilkokulunuz? Gözleriniz de yüreğiniz de deli gibi aramıştı değil mi onu?
Babasız geçirdiğiniz ilk bayram geldi değil mi gözünün önüne. Nasılda zordu ve nasılda anlaması imkânsızdı? Küçücük yüreğiniz anlamaya çalışsa da hayatta ilk seveceğiniz erkeğin olmadığı bir bayramın sizin için pek de şeker gibi geçtiği söylenemezdi. Annenize ilk “neden benim babam yok, nerede o şimdi?” diye sorduğunuz an ve annenizin ilk defa gözlerinde gördüğünüz o garip aşk ve özlem dolu ifade…
İlk bayram harçlığınız… Mis kokulu, tertemiz bir mendilin içinde mi geldi şimdi hatırınıza? Daha para saymasını bile bilmeden, boynunuza asılı çantanın içinde, minik parmaklarınızla ne kadar oldu acaba diye ikide bir çıkarıp baktığınız o ilk harçlığınız. Hala o kadar masum ve temiz mi şimdiler de kazandığınız paralar?
Okuldan ilk kaçışınız? Sebebiyle kol kola çıka geldi mi yanınıza? Ortaokulda sırf büyük ablalara ağabeylere özendiğiniz için amaçsızca kaçtığınız, ama işte ilk defa kendinizi bulduğunuz bir kaçış mıydı bu? Yoksa sevgilinin yanına uzanan, panik dolu ama tozpembe bulutlarla beraber yaptığınız bir kaçış mıydı?
Sahi ya ilk sevgiliniz geldi şimdide değil mi hatırınıza? Bir beden bu kadar şiddetli nasıl sarsılabilir bir insanı gördüğünde? Gözlerine bakamadığınız anlar geliyor mu aklınıza? Elini tuttuğu o ilk an… İlk seni seviyor umu duydunuz an. Belki de sizi öptüğü ilk an? Annenizi ya da babanızı sevdiğiniz için ilk defa karşınıza aldığınız ilk an… İlk yenilgi acısı… İlk aldatıldığınız an… O an gözleriniz şimdi ki yaşardığından daha fazla yaşarmıştı değil mi? Yoksa yıllar sonra mı buldu ayrılık sizi..Sevdiğinizin insanı kaybettiğiniz o an hala taptazemi duruyor gözlerinizde..Yaranız henüz daha çok mu acıtıyor sizi…Dinecek bekleyin. Hiçbir yara kabuk bağlamadan kalmıyor ne yürekte ne bedende.
İlk evlenme teklifini işittiğiniz ilk an... Hiç bir hayati organınızın çalışmadığından ne kadar da emindiniz. Nefes alamıyordunuz, kalbinizin ağzınızdan çıkmasına saniyeler vardı. O ilk evet… Bilemem belki de ilk hayır. İlk anne ve babasıyla tanıştığınız anı getirebiliyor musunuz aklınıza. Evinin o hırçın kızı nasılda kuzu gibi duruyordu yeni anne babasının karşısında. İlk gelinliğinize… Gelinliğinizin ilk provası… Onunla oturacağınız ilk eviniz... Düğününüz... Kapıda onun kolunda gururla salona girdiğiniz ilk an… İlk kim kimin ayağına bastı? İlk kavganız… Son kavganız olmadığından eminim. Evinizde beraber verdiğiniz ilk yemek... Peki dünyada asla pişman olmayacağınız ve sevdiğiniz o adamla verdiğiniz ilk karar… Hangisi gelmedi mi aklınıza?
Doktorunuzun size ilk defa” hamilesiniz” dediği an… Şimdi hatırladınız mı? Bebeğinizi karnınızda ilk defa gördüğünüz an? Eşinizin size ilk defa bir başka güzel baktığı an
İlk karnınıza dokunup ta onu hissetmeye çalıştığınız an. Bebeğinizin ilk yatağı... Peki, duvarların ilk rengi neydi? İlk sancı... Nasıldı? En güzel sancılardan biriydi değil mi, şu an bile aynı derecede hissettiğiniz. Bebeğinizi kollarınızın arasına aldığınız ilk an… Buna benim kelimelerin yetmeyecek anlatmaya. Belki bir damla gözyaşı ekleyebilirim buraya, mutluluk, gurur ve aşk ile karışık bir gözyaşı. Bebeğinizin ilk süt içişi… Evet siz Tanrının seçtiği kutsal bir varlıktınız. İlk ateşi çıktığı an… İlk sizi tanır gibi baktığı an… Sesini ilk duydunuz an… Ağlamasını duyduğunuz ilk an. Ateşlendiği ilk an... Gözlerinizde ki o korku… İlk adımı… İlk düşüşü… Korkarak yanınıza geldiği o ilk an... Kâbus mu görmüştü, yoksa şimşekten mi korkmuştu. Yanağınıza ilk kondurduğu öpücük... Peki, sizden bir parçayı nasılda bırakmıştınız okulun ilk günü? Doğru söyleyin bir an olsun o daha çok küçük diye düşünmediniz mi? İlk genç kızlığa attığı o adımda nasılda bir kale gibi durmuştunuz yanında. Peki, oğlunuzun sünneti için onu ilk defa doktorun eline teslim ettiğiniz an… Size ilk karşı gelişleri... Ona ilk defa vurduğunuz o an… Eliniz mi sızladı birden hatırlayınca… Onun okuldan kaçtığını ilk duyduğunuz an… Kendi kaçışınızı hatırlamamıştınız ama o zaman. Nasıl da kızmıştınız ona... Kızınızın aslında bir mühendis değil de bir tiyatrocu olmak istediğini duyduğunuz anı neden getirmediniz gözünüzün önüne. Ya da oğlunuzun işletme yerine basketçi olacağını duyduğun anı… Zordu değil mi onların aslında sizden çok farklı birer birey olduklarını ilk kabul etmek zorunda olduğunuz an? Onların ilk sevdikleri peki... Elbette beklide milyonlarca kez yaptığınız fakat Tanrıya onu koruması için ettiğiniz ilk dua nedendi? Ondan ilk kez ayrılışınız. Elinde diplomasıyla, kalabalık arkadaşlarının içinde onu arkadan izlediğiniz ve nasılda gururlandığınız o ilk an… Ve ilk torununuz…
İlk işe girdiğiniz an… İlk iş arkadaşları… İlk kendinize ne zaman çok güvendiniz… Peki ilk ne zaman hiç güvenmediniz… İlk aşık olduğunuz popçu? Duvarlarınıza ilk kimin posterini astınız… İlk ameliyatınız… İlk bayıldığınız an… İlk gülmekten kırıldığınız o ilk an… İlk yemek pişirişiniz? İlk makyaj yaptığınız an... İlk bilgisayar alındığı o gün… İlk arabanız… İlk kez sokakta düştüğünüz an… İlk uçağa bindiğiniz an… İlk kez maaşınızı elinize alıp ta ne yapacağınızı bilemediğin ilk gün… İlk şiiriniz, ilk hikâyeniz… İlk yalanınız… İlk evcil hayvanınız… Sizinle aynı isimde birinin çağrıldığını duyduğunuzda hissettiğini ilk şey nedir? Anahtarınızı evde unutup dışarı çıktığınız ilk gün…
Hepsi birebir böyle olmadı mı? Daha mı şanslıydı sizin hayatınız? Ya da daha mı sönük parlıyordu şans yıldızınız? Henüz bu ilklerden bazısını yaşayamadınız mı? Ya da isteseniz de asla yaşayamayacak mısınız? Mutlu ilkleriniz daha mı azdı mutsuz ilklerinizden? Ya da tersimiydi daha mı mutlu ilkleriniz oldu…
Olsun. Hepsine amenna. Hepsini olduğu gibi kabul ediyorum. Tüm ilklerinizi sonuna kadar açtığım kollarımla kucaklıyorum. Belki hayatınız okuduğunuz ilk yazı benim yazım değil… Ya da duyduğunuz bu cümleleri ilk benden duymuyorsunuz. Ama benim ilklerim sizlersiniz… Hepiniz benim ilk göz ağrılarımsınız. Hayatınızda koymak istediğiniz neresi varsa oraya koyun beni… Kimin boşluğunu uygun görürseniz orada olacağım… Hep beraber ağlayıp, hep beraber gülelim. Ellerim titreye titreye yazdığım bu ilk yazımın ilk okurları, ilk sahipleri sizler olun. Benim ilklerimden biri de siz olun. Bu yazımda size ilk merhabam olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder